Biliyoruz ki en değerli varlığımız çocuklarımızdır.Özellikle konu eğitim olduğunda bazen ne yapacağımızı, doğru olanın ne olduğunu bilmeden karar veririz. Çoğunlukla da kulaktan dolma bilgilerle hareket ederiz. Bazen de konu ile ilgili ya aile içinde bir bilene ya da komşumuza danışırız.Oysa bu denli önemli bir konuda çocuğumuz için bundan çok daha fazlası gerekmektedir.
Bu nedenle, çocuğunuzun eğitimi ile ilgili kararlar öncesi, sizlere profesyonel hizmet vermek adına Aile Danışma Merkezi (ADAM) ‘ ı kurduk.Çünkü bizim için çocuğunuzun geleceği “ Adam sen de” denmeyecek kadar önemlidir.Amacımız onların mutlu olmalarını sağlamak. Görevimiz, tamamen bilimsel teknikler kullanarak, kişinin bireysel farklılıklarını da göz önünde bulundurarak en doğru yönlendirmeyi yapmaktır.
Artık sizin de çocuğunuzun geleceği için çalışan bir ADAM ‘ ınız var.
1. ADIM . VELİ VE ÖĞRENCİ İLE GÖRÜŞME
2. ADIM : BEKLENTİ VE SORUNU BELİRLEME
3. ADIM : GEREKLİ TESTLERİ UYGULAMA
4. ADIM : ÇÖZÜME YÖNELİK UYGULAMALAR
5. ADIM : SONUÇ DEĞERLENDİRME
ADAM KİMLERE HİZMET VERİR
ÇOCUĞUNUN GELECEĞİNİ EN İYİ ŞEKİLDE PLANLAMAK İÇİN ÇABA SARFEDEN TÜM ANNE VE BABALARA ÜCRETSİZ OLARAK HİZMET VERİR.
DOĞRU MESLEK SEÇİMİ
Eğitim, bireyin tüm olarak gelişmesi ve yaşamındaki bütün rollerini en iyi şekilde yerine getirmesi için gerekli olan nitelikleri kazandırmaya yönelik bir süreçtir. Birey, bu süreçte üç farklı konumu açısından ele alınıp yetiştirilir.
1. Birey olarak insan
2. Sosyal bir varlık olarak insan
3. Meslek elemanı olarak insan
MESLEK; Bireyin yaşamını sürdürebilmek için yaptığı, kuralları belirlenmiş ve belli bir eğitim sonucu kazanılan bilgi ve becerilere dayalı etkinliklerin tamamıdır.
Meslek, yaşamı anlamlı kıldığı gibi aynı zamanda bir statü sembolüdür. Meslek, yalnızca ekonomik özgürlük sağlamakla kalmaz aynı zamanda kişinin, kendini gerçekleştirmesini de sağlar.
Bireyin sosyal yaşamında ve iş yaşamında başarılı ve mutlu olabilmesi için meslek seçimi çok önem kazanmaktadır. Günümüz genç bireyleri arasında yapılan anket çalışmaları, gençlerin, meslek seçiminde önem verdiği kriterlerin daha çok iyi bir maaş, kolay bir iş ortamı ve prestij olarak görülmektedir. Oysa, kişisel yetenek ve bedensel uyum önemli olmalıdır.
Birey meslek seçimi yaparken şu sıraya dikkat etmelidir.
1. Birey kendini keşfetmelidir. İlgi alanları, yetenekleri, hobileri ve sosyal ilişkileri konusunda kendi farkına varmalıdır.
2. Kendi farkına varan birey, meslekler hakkında gerekli bilgileri edinerek gerçekten bu mesleği isteyip istemediğini sorgulamalıdır. Bu meslekle uğraşanlarla görüşmeler yapmalı, onların hikayelerini dinlemelidir.
3. Son aşama karar verme aşamasıdır.
Dershanemiz rehberlik servisi, meslek analiz testleri yaparak, bu konuda öğrencilere gerekli bilimsel desteği vermekte ve sonuçları da velilere iletmektedir.
SINAV KAYGISI
KAYGI; Kaynağı belirsiz korkulardır. Kaygıda fiziksel bir tehdit yoktur, sadece yorum farkı vardır. Sınavdan korkmak başka bir şey, sınav kaygısı başka bir şeydir. Öğrencinin hiç hazırlanmadan girdiği bir sınav öncesi hissettikleri korkudur. Bir sonraki sınav öncesi çalışırsa bu korkuyu yaşamayacaktır. Ancak öğrenci gerekli çalışmayı ve hazırlığı yaptığı halde gerginlik hissediyorsa bu, kaygıdır. Korkuda, öğrenci nedeni belli olan bir gerginlik içindedir. Kaygıda ise, gerginliği yaratan sınavın kendisi değil, öğrencinin sınava yüklediği anlamdır.
O halde korku; bireyin stresli durumda yaşadığı doğal bir duygudur. Sınav sırasında başarıyı etkileyen en önemli faktör, kaygıdır. Kaygı başarıyı her zaman olumsuz etkiler.
Kaygıyı oluşturan iki önemli faktör vardır;
1. Kuruntu, sınav kaygısının zihinsel yönüdür. Bireyin kendisiyle ilgili olumsuz düşünceleri ve telkinleridir. Bu düşünce ve telkinler, hem kendine güvensizliği tetikler, hem de sınav sırasında öğrencinin dikkatinin dağılmasına neden olur.
2. Heyecan, sınav kaygısının duygusal yönüdür. Hızlı kalp atışları, mide bulantıları, dil ve damak kuruması, sinirli olmak, aşırı gergin olma gibi belirtiler heyecanı tanımlar.
Sınav kaygısı yaşayan bireylerde, aşırı hareketli ya da donuk olma, gergin ve çatışmacı olma, zamanı düzensiz kullanma gibi belirtiler görülür.
Kaygının giderilmesinde, aileye. Öğretmenlere ve rehberlik servislerine önemli görevler düşmektedir. Kaygıyı oluşturan faktörler iyi irdelenmeli ve ortadan kaldırılmalıdır. Aile, rehberlik servisi birlikte hareket etmeli ve ortak çalışmalar yapmalıdır. Öncelikle kaygıyı tetikleyici unsurlar ortadan kaldırılmalıdır. Kaygıyı tetikleyen faktörler ise; belirsizlik, beklenti düzeyi, sınava yüklenen anlam, başarılı sayılma ölçütü gibi sıralanabilir.
DİKKAT EKSİKLİĞİ
Dikkat eksikliği ya da konsantrasyon bozukluğunun bir çok nedeni olabilir. Bunların en temel olanları,psikolojik ve çevresel faktörlerdir. Psikolojide dikkat dağıtıcılar, iç nedenler ve dış nedenler olarak ikiye ayrılır. Bu nedenleri ana başlıklar halinde;
*Bedensel yorgunluk
*Gürültülü ortamlar
*Hayal kurma
*Yanlış çalışma ortamlarını kullanma ( masa başı yerine yatarak ders çalışma gibi…)
*Aşırı duygusal anlar
*Aşırı stres
*Ciddiye almama
*Kontrolsüz iç diyaloglar
*Çalışma ortamının düzensizliği gibi sıralayabiliriz.
Dikkat dağınıklığı giderilebilir bir durumdur. Bunun için yapılmış çok iyi çalışma örnekleri vardır. Önemli olan geliştirilmiş teknikleri uygulamaktır.
VERİMLİ DERS ÇALIŞMA
Başarılı olabilmek için öncelikle bir hedefimizin olması gerekir. Hedefe ulaşmak için de çalışmamız gereklidir. Verimli ders çalışma alışkanlığı çok zor kazınılan bir alışkanlık değildir.
İyi ve verimli bir çalışma için temel koşul, çalışma dürtüsünün anne, baba ya da öğretmenimizden değil, kendi içimizden geldiği zaman yapılan çalışmadır. Çalışmaya istekli olma ve çalışma önünde oluşabilecek engelleri ortadan kaldırarak işe başlamak en doğru yöntemdir. Çalışmayı engelleyen faktörleri kısaca sıralarsak;
• Bir hedefimizin olmaması
• Çalışma planımızın olmaması
• Çalışma zamanımızın belli olmaması
• Çalışma sırasında dış uyarıcıların aktif olması. Televizyonun, Bilgisayarın, telefonun açık olması gibi…
• Dinlenme zamanını iyi kullanılamaması
• Hatalı arkadaş tercihleri
şeklindedir. Bunları daha da çoğaltmak olasıdır.
Verimli ders çalışmaya başlamadan önce kendimize şu sorular sormalıyız.
- Neyi öğreneceğim
- Niçin öğreneceğim
- Nasıl öğreneceğim
Bu soruların yanıtlarını verdiğimizde hem çalışma için gerekli motivasyonu oluşturmuş olacak, hem de çalışma planımız belli olacak.
Artık verimli ders çalışabiliriz. Başarıyı artırmak için yapılan çalışmaların öğrenilmesi gerekir. Öğrenmeyi pekiştirici birçok yöntem vardır. Tekrar bunların başında gelir. Tekrarlar, günlük, haftalık ve aylık olmalıdır. Günlük tekrarlar, öğrenmeyi, haftalık tekrarlar, pekiştirmeyi, aylık tekrarlar da sürekliliği sağlar.
BAŞARILI OLMAK İÇİN ALTIN DEĞERİNDEKİ OLİMPİYAT HALKALARI
OKUL SEÇİMİ
Bütün anne ve babalar çocuklarının en iyi eğitimi almasını ister. Bu da en doğal durumdur. Okul seçimi yaparken, bazı veliler titiz araştırma yapar, bazıları ise kulaktan dolma bilgilerle hareket eder. Oysaki tüm diğer faktörler gibi öğrencinin gerek derslerdeki gerek sosyal yaşamdaki başarısı okul seçimine de bağlıdır. Okulun olanakları, eğitim kadrosu, spor ve kültür faaliyetleri önemli kriterler olmalıdır. Çünkü öğrenci kendini ifade edebilecek ortamı bulabilmelidir. Öğrencinin kişilik ve karakter yapısının okulun dokusuyla uyuşması önemli bir ayrıntıdır. Okul seçilirken öğrencinin orada geçireceği yılları düşünüp ona göre seçmek gerekir.
AİLE İÇİ ÇATIŞMA
Bilindiği gibi ergenlik dönemi çocuklarımız ve bizim için zor geçen bir dönemdir. Bu dönemde çocuklarımız hem fizyolojik, hem biyolojik, hem de ruhsal anlamda gelişme gösteririler. Kendileri ile ilgili birçok şeyi bu dönemde keşfetmeye başlarlar. Aslında ergenlik dönemlerinin de evreleri vardır. İlk evre ön ergenlik dediğimiz evredir. Ergen eğer kız çocuğu ise anneyi, erkek çocuğu ise babayı örnek model alır. Onun gibi davranmaya başlar, bir an önce büyümek ister. Ancak çocukluktan da kurtulamaz. Daha sonraki evre gerçek ergenlik dönemidir. Bu dönemde, agresif, sinirli, gergin olur. Her şeye itiraz eder. Anne ve babaların da çocuk üzerindeki beklentileri, kurallara uymasını istemleri, çatışmayı kaçınılmaz kılar. Bu dönemde nitelikli yardım alan aile sayısı giderek artmakla birlikte hala oran olarak çok düşüktür.
Çatışma dönemleri başarı üzerinde olumsuz etki yapmaktadır. Bu dönemlerde aileye çok büyük görevler düşmektedir. Bu konuda gerekli bilgiye ulaşarak, nitelikli yardım almaları gerekir.